|
|
|
|
|
ÇOCUK VE YABANCI DİL "Dil ve düşünce arasında sıkı bir bağ vardır." demek bile, dile haksızlık etmektir; çünkü dil olmadan düşünce olmaz. Peki, bu dil hangi dil, kimin dili? Cevap açık: Ortak kültürün, ortak geçmişin, ortak toprağın ve ortak düşünenlerin dili, yani, anadili! Eğer paylaşanlar İngiliz ise, düşünmeyi, bilgi edinmeyi ve bilim yapmayı sağlayacak olan dil, İngilizce; Çinli ise, konuşulan, eğitimi verilen dil, Çince olmalıdır. Çocuklar düşünmeyi, aksi düşünülemeyeceği üzere, ilk kez anadillerinde gerçekleştirir. Bu yüzden, yeni kavramları öğrenmek, onları geliştirmek için en etkin ve tek araç anadilidir. İşte bu nedenle, Kanada'dan Japonya'ya kadar, ülkelerin %78'i anadillerinde öğretim yapmaktadır.
Karşı olduğumuz, yabancı dil öğretimi değildir; öğretimin başka bir dille yapılması tezidir. Uygulamadaki yanlışlar, niyetlerin kötülüğünden değil, moda haline gelmiş öykünmecilikten kaynaklanmaktadır. — En azından böyle olduğunu umuyoruz. — Öyle ki, günümüzde, yabancı dille öğretim yapan bir kurum, yabancı dille öğretim yapmayan bir kurumdan üstün tutulmakta ve "kaliteli" sanılmaktadır. Oysa eğitimin kalitesi, hangi yabancı dille verildiğiyle değil nelerin nasıl ve ne kadar verildiğiyle belirlenir. Aksi takdirde, fiziğin, kimyanın ya da matematiğin, en iyi, İngilizceyle öğrenilebileceği iddiasında bulunmuş oluruz. Yabancı dil bilmek, bizim yabancılaşmamızı engelleyecektir. Kendi varlığımızı, dilimizle sürdürürken, olup bitenleri, dünyayı, geçerli bir dille algılayacağız, takip edeceğiz. Ancak kendimizi bu dille tanıyamayız. Kendimizi tanımamızın yolu, kendimizden olanla mümkündür. Değişik kültürlerin birlik içinde yaşayacağı bu ülkenin geleceğini korumak, hepimizin vazifesidir. Türkçe, varlığımızın mayasıdır, düşüncemizin adıdır, birliğimizin çimentosudur. Yabancı bir dili öğrenirken bile ona ihtiyacımız vardır. Başımızın tacı Türkçe tadıyla bilim ve yerli yerinde bir yabancı dil anaokulumuzun hedefidir. YENİ ÇOCUK ANAOKULU VE İNGİLİZCE ÖĞRETİMİ
Yabancı dil öğreniminin temelinin oluşturulması açısından en bilinçli olarak şekillendirilmesi gereken dönem okul öncesi dönemidir. Anaokulumuzda İngilizce Eğitim Programı, çocukların ilgi alanlarındaki kelimeleri, basit yapıları ve diyalogları zevkli ve eğlenceli bir şekilde öğretmenin yanı sıra, İngilizce konuşulanı anlama ve konuşma becerilerini geliştirmeye yönelik temel oluşumları sağlamaya ve ilerideki okul yaşamlarında başlayacakları İngilizce öğretimine yönelik bir alt yapı hazırlamaya dayanmaktadır.
Okul öncesi yaşlarda çocuklar gelişmekte olan gözlem ve el becerilerini kullanarak kesme, yapıştırma, kâğıt katlama gibi aktivitelerle öğrenmeye yatkındırlar. Farklılıkları ve benzerlikleri bulma gibi basit bulmacalar ve yap-boz bulmacaları ile öğrenebilirler. Eşleştirme, sıralama, gruplara ayırma ya da gruba uymayanı bulma aktivitelerini severler. Saymayı öğrenmeye ve nitelik, nicelik, boyut ve mekân kavramları edinmeye başlarlar. Bir öyküyü dinleyebilir, devamının nasıl olabileceğini tahmin edip sorular sorabilirler. Doğal olarak da en çok oyunlarla öğrenirler. Oyun özellikle yabancı dil eğitiminde önemli bir yer tutar. Oyun kavramsal bilincin oluşmasını, fiziksel koordinasyonun, yaratıcılık ve sosyal becerilerin gelişmesini sağlar. Dolayısıyla anaokulumuzda çocuklarımızın sevdiği, ilgi duyduğu oyunlar ve aktiviteler yabancı dil eğitimine uyarlanarak İngilizce eğitimi yapılmaktadır.
Soyut kavramlarla değil, doğal bir şekilde, kendi küçük dünyalarının içinden seçilen somut nesnelere dokunarak, resimli kartlarla, kendilerinin yaptığı maketlerle, kuklalarla, şarkılarla, tekerlemelerle, masallarla, resim yapma, boyama, kesip-yapıştırma, oyunlar, bulmacalar, rol yapma vs. aktivitelerle yaşayarak ve eğlenerek ve en önemlisi severek, isteyerek İngilizce öğrenme ortamları oluşturulmaktadır.
Küçük çocuklar doğrudan beş duyularını kullanarak öğrenirler. İngilizce öğretimi aktiviteleri görsel-işitsel-dokunsal-iletişimsel olmalı, çocuk duyduğunu kendi söylemeli, gördüğüne dokunmalıdır. Bu nedenle anaokulumuzda yabancı dil eğitiminde TPR “Total Physical Response” yöntemi ve “Task-based Approach” kullanılmaktadır. Bu çocuğun yaparak, duyumsayarak öğrenmesi demektir. Örneğin İngilizce “ Kapıyı aç” ya da “ Kapıyı kapa” ifadeleri öğretilirken, gruptaki her bir çocuğun tek tek kapıyı açması ve kapaması. Anne, baba, kardeş kelimelerinin İngilizce karşılıklarını öğrenirken aile resimlerinden göstererek tanıtması, “çiçek, çimen” kelimelerini öğrenirken çiçeği, çimeni eline alıp koklaması, vücudumuz kelimelerini öğrenirken gözlerini kırpıştırmaları, ağızlarını açıp kapamaları, dans etmeleri gibi...
Anaokulu çocuklarına İngilizce öğretiminde dikkat edilmesi gereken hususlar:
· Küçük çocuklar öğrenmesi gerekenleri değil, ilgilerini çeken şeyleri öğrenirler. Bu nedenle öğretimin konusu olarak ya ilgi alanlarına giren şeyleri seçmeli ya da öğretmek istediklerinizi onlara ilginç gelecek biçimde sunmalısınız.
· Tekrar, tekrar ve tekrar. Ne kadar çok değişik aktivitelerle tekrar yapılırsa o kadar daha iyi öğrenirler.
· Her bir derste tek bir şey öğretmeli. Aynı derste hem hayvanların isimlerini hem de renkleri öğretemezsiniz.
· Küçük çocukların ana dilde öğrenmedikleri kavram ya da nesneleri yabancı dilde öğrenmeleri de zordur. Örneğin Türkçede sayı saymayı bilmeyen çocuklara sayma kavramları gelişmemişken İngilizce sayıları öğretmemelisiniz.
· Detaylardan kaçınmalı. Öğretilecek materyal mümkün olduğunca sade olarak sunulmalı. Örneğin, resim boyamalarını istediğinizde verdiğiniz resimde sadece öğrettiğiniz kelimeleri içeren şekiller olmalı, detaylı süslemeler onları uzaklaştırabilir.
· İletişim öğrenme sürecinin en önemli kısmı iken İngilizce konuşamayan anaokulu çocuklarından derste sadece İngilizce konuşmalarını istemek onlara “sus, hiç konuşma” anlamına geliyor ki bu da öğrenci-öğretmen arasında iletişimsizlik demektir. Çocuğun hem öğretmeninden hem de dersten kopmasına neden olabilir. Ayrıca öğretmenin talimatlarını, oyun ve aktivite açıklamalarını öğrencinin anlaması açısından da öğretmenin de açıklama yaparken anadili kullanması önemlidir.
· Görsel hafızanın pekiştirilmesi için resimler ve resim kartları ile yapılan aktiviteler; kinestetik hafıza için el becerileri gerektiren aktiviteler, mimikler ve vücut dili kullanmayı gerektiren etkinlikler, işitsel hafıza için şarkılar, tekerlemeler ve koro ile tekrarlama gibi aktiviteleri unutmamak gerekiyor.
· İngilizce konuşmaya teşvik edici olması açısından sadece İngilizce konuşan ve anlayan kuklalar ve bebekler İngilizce derslerinde yardımcı araçlardır.
|
|